Bugun...


EROL İSEN


Facebookta Paylaş









EROL İSEN YAZDI ''KALBİN YAKARIŞI''
Tarih: 26-03-2016 21:30:00 Güncelleme: 26-03-2016 22:27:00


Kıymetli okurlarım;

       Sizleri en kalbi duygularımla ve saygılarımla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum. Her zaman kendime sorduğum bir soruyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Acaba bizler kendimizi ne kadar tanıyoruz? Bedenimizi ne kadar tanıyoruz?

       İnsanı tanımak, bedeniyle ruhuyla bu eşsiz varlığı bilmek acaba neden bu kadar önemli? Acaba Rabbimiz insana neden Eşrefi Mahlûkat demiştir? İnsanı tanımak sadece dış görünüşüne bakmak, konuşmasına bakmak mıdır acaba? Acaba insanı tanımaya bedenindeki en küçük hücreden veya organdan mı başlamak gerek.

       Bize verilen bu emaneti ne kadar tanıyoruz. Cenab-ı Allah bizlere neden bu bedeni verdi? Organlarımızdaki, uzuvlarımızdaki hikmet ne?

       Çoğu zaman televizyonda bir programda, bazen bir kitapta bazen de işin ehli bir doktordan bedenimizle ilgili mucizeleri dinliyoruz. Acaba bizler kendi bedenimizi ne kadar tanıyoruz? Her anımızı beraber yaşadığımız bu emanetlere hiç kulak veriyor muyuz? Bize bir mesajları var mı acaba? Acaba bizlere emanet edilen bu organlar dile gelselerdi bize ne söylerlerdi? Hiç düşündünüz mü? Ben şahsen affınıza sığınarak bu soruları kendime ve bana emanet edilen vücuduma ve organlarıma sormak isterim. Keşke şu soruyu kalbimize sorabilsek;

        ‘’Ey kalbim! Bana bir sözün var mı? Ne olur şimdi söyle, ölümden sonra hesap meydanında mizan terazisi kurulduğunda söyleyeceklerini şimdi söyle’’ desem kalbim bana ne derdi acaba? …

İnsanoğlunun en hayati organı  kalp dile gelse ne söylerdi bize ….Şimdi hep birlikte bir Kalbin cevabını dinleyelim…

 ‘’Ey Allah’ın kulu! Ben senin bedeninde bulunan organlardan sadece bir tanesiyim. Bana verilen vazifeyi ömrün tamamlayıncaya kadar, bize dur! Deninceye kadar sürdürmekle görevliyim. Keşke seni ve benim gibi aynı görevi yapan tüm kalp kardeşlerimle beraber tüm insanları dile gelip uyarabilseydik. Onlara neler söylerdik neler. Aslında yüce Allah tüm insanları zaten uyarıyor ama birde her an yanlarında taşıdıkları bizler onlara bir şeyler diyebilseydik. Ah ah nelerle karşılaşıyoruz bir bilseydiniz keşke… Sorulara verilecek cevap çok ama mademki sordunuz Bende Lisan-ı Hal ile sizlere birkaç ibretlik meseleden bahsedeyim. Biliyorsunuz biz kalpler vücutta bulunan çok önemli organlardan biriyiz. Biz durursak her şey durur.  Asıl görevimiz Vücuda kan pompalamak yani açık konuşmak gerekirse kirli kan dediğimiz vücutta kullanılan kanı temizlenmek üzere  Akciğerlere göndeririz. Onlarda kanı temizleyip oksijence zengin hale getirerek bize teslim ederler. Bizde bu kanı vücuda pompalamakla görevliyiz. Dört tane odamız var(Kalp dört odacıktan oluşur). Bunlar kısa süreli misafirhanelerdir. Saniyeden bile kısa zamanda bu odalardaki kan sürekli yer değiştirir. Size çok kısa gelen bu süreyi siz gelin birde bana sorun. Zaman geçmek bilmiyor. Neden mi? Çünkü Kanın içerisinde bulunan Alyuvarlar, Akyuvarlar, Kan hücreleri, besinler, oksijen ve daha nicelerini misafir ediyoruz bu odalarda. Hele Alyuvar kardeşlerimiz var, o kadar dertliler ki anlatamam. Bu kardeşlerimin görevi besin maddelerini ve oksijeni hücrelere taşımaktır. Bir ara bir alyuvar kardeşime neden bu kadar dertlisin diye sordum. Sözleri beni öyle yaraladı ki bir an kasıldım, duracak gibi oldum. Bedeninde olduğum insan bu arada elini göğsüne attı, ama kısa süre sonra derin bir oh çekti. Çünkü ben tekrar çalışmaya başladım. Biliyor musunuz bu alyuvar kardeşim bana ne dedi? Sıkı durun, sakın kalbiniz durmasın. Bana ‘’Ey kalp! Ey Allah’ın yarattığı güzel organ! Keşke halimizi bir bilsen. Bazen çok mutluyuz, bazen de böyle dertli… Az önce buraya gelirken hücrelere gıda maddeleri götürüyorduk. Bir de baktık ki götürdüğümüz bu gıdalar haram yolla kazanılmış gıdalar. Arkadaşlarla ağlayarak bu gıdaları taşıdık. Ağlıyorduk ama elden ne gelir vazifeliyiz. Aslında taşıdığımız bu gıdalarda ağlıyorlardı. Diyorlardı ki ‘’Ey Rabbimiz; bizleri yeryüzünde yerden bitirdin, yenilecek hale getirdin, ta marketlere kadar, raflara kadar bizi gönderdin. Ama senin bu kulun kazandığı haram parayla bizi marketten aldı. Sofrasına getirdi. Kendi yetmiyormuş gibi birde zavallı hanımına ve çocuklarına hatta misafirlerine bile bizleri ikram etti. Onlarda bizleri yediler. Hücreler bize kızıyorlar, organlar bizi istemiyor, herkes bize hor bakıyor, çaresiziz Ey Allah’ım.  Şimdi Ey Rabbim bizler olamamamız gereken bir yerdeyiz. Ne olur bizi bu duruma düşüren bu kulundan hesabını sor.’’ diye dua ediyorlar. Şimdi Ey kalp! Biz ne yapalım? Rabbimize nasıl yakaralım? Nasıl yardım dileyelim? Bizler Alyuvarlar olarak haram yiyen bu insana hakkımızı helal etmiyoruz! Diyorlardı Alyuvar kardeşlerim. İşte ben Kalp olarak bu zavallı haram lokma olmuş gıda kardeşlerime, onları taşıyan Alyuvar kardeşlerime, onları kabul etmek zorunda kalan hücre kardeşlerime ne diyeyim. Bana kanı pompalama diyorlar, bizi gönderme diyorlar. Şimdi ben ne yapayım. Duramıyorum, dursam Bedeninde bulunduğum kişi ölecek. Derdimi kime anlatayım derken birde bakıyorum Rabbim bizden sabırlı olmamızı istiyor, bizlere belki bu kalbin sahibi tövbe eder diyor. Bizlerde sabırla bekliyoruz ve içten içe ağlamaya devam ediyoruz.

           Şimdi başta kendime ve sizlere soruyorum; Ya bu anlatılanlar bizim kalbimizde geçiyorsa! Sadece haram lokmada değil daha nice sıkıntıların ve problemlerin olduğu bu zamanda ya bu anlatılanlar bizim vücudumuzda oluyorsa? Vay halimize! Vah halimize!

           Alyuvarların, akyuvarların, hücrelerin, gıdaların, kalbin ve daha nice organların bile bizden hakkını soracağını bilmek ne acı değil mi?

            Bence bir an dahi durmamalı ve kendimizi sorgulamalıyız. Anlımızı secdeye koymalı ve Rabbimizden bizleri affetmesi için tövbe ve istiğfarda bulunmalıyız.

           Sözlerimi bitirirken sizleri saygıyla selamlıyorum.Bizlere ve tüm ümmete dualarınızı bekliyorum.Allaha emanet olunuz..

 

                                                                                                                                             

  Erol İSEN

                                                                                                                                       erolisen@hotmail.com





Ömer Faruk / 29-03-2016 13:44

sayın hocam yazını zevkle okudum yazılarının devamını bekler başarılar dilerim.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YUKARI